09 Ekim, 2008

Anadolunun Akdeniz Bölgesi olur da Mersin'den (Murt)
bahsetmeden geçmek olurmu ...!
DERLEME

MERSİN (Murt)
Mersin (Murt) Güney ve Batı Anadolu dağlarında yetişen, yaprakları yaz kış yeşil kalan, gıda ve parfüm sanayisinde ham madde olarak kullanılan, halk arasında meyvesi Murt adıyla bilinen, esansı çıkarılan, beyaz çiçekli, güzel kokulu bir ağaç. Bazı yörelerde yapraklarının sürekli yeşil kalmasından dolayı dalları kesilerek kabirlik ziyaretlerinde kabir üzerine konulmaktadır. Mersin (Murt) meyvesi nohut tanesi büyüklüğünde ve yumuşak olup, çekirdeği (Tohumları) çok küçüktür. Olgunlaşmadan yenilirse ağızda kekremsi bir burukluk oluşturur. Olgunlaşan Mersin meyvesi hafif kahverengi ve siyaha (morumsu) andırır. Özellikle Akdeniz Bölgesi ve yakın bölgelerde çok tüketilir. Yılın Ekim, Kasım aylarında pazarlarda satılır. Halk arasında, hazımsızlığa iyi geldiği söylense de tohumlarının çok küçük olması nedeniyle Mide ve Ülser rahatsızlığı bulunanların bu meyvenin tüketiminde dikkatli olmaları tavsiye edilir.
Ummane Şahin' den derlenmiştir.
01.10.2008 Alanya
Fotoğraf, yegenler07
Mersin bitkisi ile ilgili daha geniş bilgi doğruluğu kanıtlanmış şifalı bitkiler kitaplarından öğrenilebilir.

Olgunlaşmamış "Murt"Mersin

Bu halde yense de acı ve kekremsidir.

Mevsim sonu son kelebekler, Yer Elması
çicekleri üzerinde son sortilerini yapmaktalar.


Son Sorti

Son sortisini tamamlamış ve bu dünyaya veda etmek üzere,

"Hayvanlarda Allah (cc) olan zikir sona erince ölüm, İnsanların rızkı bitince vefat meydana gelir".

yegenler 07

09.10.2008

06 Ekim, 2008

TÜRK MİLLETİNİN BAŞI SAĞ OLSUN
ALLAH (CC) ŞEHİTLERİMİZE RAHMET, KALANLARINA SABIR VERSİN
yegenler07- 06.10.2008

"Bayrak inmez, ezan dinmez"
***
"Allah (cc) Türk Milletinin uygarlığından herkez nasiplensin diye, Orta Asyadan onları göç ettirip, Balkanlara, Anadoluya ve Viyana kapılarına kadar gönderdi. Bu yerlerde uzun yıllar egemenlik sürdüren Türklerden birçok insan nasiplendi. Avrupalı,Tuvalet adabından banyo adabına, Aile yaşantısından, devlet yönetimine varıncaya kadar hepsini Türklerden öğrendi. Bu arada Haçlı Ordularının karşısına yine Türkler çıktı. Türkler savaşmadan aklıyla, aklı selimle İslamiyeti seçti, Peygamber efendimizin övgüsüne (İstanbulun Fethi) mashar oldu....
Amma hala içimizde yaşayıp, gündüz yüzümüze gülen, geçe de acaba ekmeğini yediğim, suyunu içtiğim yere nasıl bir zarar verebilirim düşüncesiyle yaşayan, nasipsiz haçlı zihniyetli, insanlarla dolu. Zaten bunların ataları da haçlı ordularına yataklık yapmış, Müslüman TÜRK MİLLETİNİ arkadan vurmuşlardı.
Ne demişler; it itliğini, puşt puştluğunu,şerefsiz şerefsizliğini, nasipsiz nasipsizliğini bir şekilde belli edecek, E.Cehillerin tohumu böylece devap edip gidecek.
Nasipsizler, Cehennemin ateşi sizinle daha da bir gür yanacak".
***
TÜM ŞEHİTLERİMİZE ALLAH (CC) RAHMET DİLİYOR, HEPSİNE SAYGI DUYUYORUZ,
"Şehitleri ve Velileri ölü demeyiniz...."
***
MEKANLARI CENNET OLSUN
yegenler07 Saygılarımla


03 Ekim, 2008

CUMANIZ MUBAREK OLSUN
yegenler07
03/10/2008

Antalya Devlet Hastanesi
yegenler07
Allah (cc), Ramazan Bayramının bitimini raslayan ve Müslümanların Haftalık bayramı olan bu Mubarak Cuma günü hayrına "Hastalarınıza şifa, dertlilerimize deva, borçlularımıza eda versin"

27 Eylül, 2008

BAYRAMINIZI TEPRİK EDER
MUTLU YARINLAR DİLERİM.
yegenler07

Bu Ramazan bayramında kapılar kapanmasın, umut edenler
"kapılara bakmasın"

26 Eylül, 2008


BİN AYDAN HAYIRLI KADİR GECENİZİ TEPRİK EDER MUTLU VE BAŞARILI GÜNLER DİLERİM

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN

yegenler07 26.09.2008 CUMA


( "RUZUN" a teşekkür ederim.)

Efendimiz Aleyhisselam buyurdular:


"Allah size, şu durduğum yerde,şu anda,şu ayda ve şu yılda CUMA Namazını üzerinize farz kılmıştır.Hükümdarı, adil olsun, zalim olsun,o memlekette her kim onu özürsüz terk ederse,Allah onun iki yakasını bir araya getirmesin.İşi de bereketli olmasın Dikkat edin ! Cumayı terk edenin kıldığı namazı namaz, haccı da hac olmaz iyiliği de iyilik olmaz.sadakası da kabul edilmez".


Ebu Said el-Hudri (r.a.)'dan ( Tebarani " Evsat")


23 Eylül, 2008

"TANDIR"
yegenler07
23.09.2008
Tandırımızın içine,(plastik malzeme hariç) kağıt, odun, tahta parçası, kuru ot ile ateş yakalım.
"Olgunlaşmak ve pişmek için yanmak gerek"

Sonra Tandırımızın ısınmasını bekleyelim.
"Şekil vermek için ısıtmak gerek"

Önceden hazırladığımız hamuru,küçük mezelere bölelim ve biraz dinlendirelim.
"Ekmek nimettir saygı gösterelim"

Açtığımız mezeleri ısınan tandırımızın çevresine yerleştirelim.
"Pişkinlik, olgunluk alemetidir.."

Sonrası malum.Pişen ekmekleri servise hazırlayalım.
"Olgun insan itibar görür"
"İsraf haramdır, israftan sakınalım"
Saygılarımla. yegenler07
*****

19 Eylül, 2008

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN
(yegenler07 19.09.2008 Cuma)

Hz.Mevlana Türbesi
(yegenler07 -27.08.2008-KONYA)
Hazreti Mevlana’nın Nesebi (Soyu)
Baha Veled Buyurmuşlar:
“Benim Hüdavendigarım ulu bir nesildendir ve asil bir padişahtır. Onun velayeti de asaletinden geliyor; çünkü onun büyük annesi Şemsü’l Eimme-i Serahsi’nin kızıdır. Şems’ül Eimme’nin Şerif olduğunu söylerler. Anne cihetinden de nesebi mü’minlerin emiri Ali-i Murteza'ya ulaşır.benim annem Belh hükümdarı Hazrizmşah’ın kızıdır. Ahmet Hatibi’nin annesi de Belh hükümdarının kızıdır.
Kaynakça:Ariflerin menkıbeleri.I/78-79
Bir Menkıbe:
Bir gün,(Hz.Mevlananın) dergahının mutfağında yemek pişirmek için odun kalmamıştır.Dergahının aşçısı olan Ateşbaz Veli, durumu Hz. Mevlana’ya bildirince,Hz.Mevlana latife yollu,”Odun kalmadıysa ayaklarını kazanın atına sok da yemeği onunla pişir”der. Ateşbaz için şaka da olsa emir emirdir. Mutfağa gider, ayaklarını kazanın altına sokar ve parmak uçlarından çıkan ateşle yemeği pişirir. Büyükler arasında açık keramet göstermek hoş karşılanmadığından Mevlana, bu duruma vakıf olunca hoşnutsuzluğunu “hay ateşbaz hay”diyerek ortaya koyar.

Konya Alimleri ve Velileri.Yazarı;Av.M.Ali UZ.,mayıs 1993Alagöz İletişim.